Türkiye’de bakım alanına ilişkin bilgi ve deneyim üretimi her geçen gün artıyor. Akademik çalışmalar, politika belgeleri, tezler, saha raporları, etkinlikler ve gündelik yaşamdan doğan anlatılar… Ancak bu üretim büyük ölçüde dağınık, parçalı ve birbirinden kopuk halde duruyor. Bu durum, bakımın bütünlüklü biçimde anlaşılmasını ve alanın ortak bir referans zemini üzerinden tartışılmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Bakım Kütüphanesi, tam da bu ihtiyaçtan doğdu.
Bu kütüphaneyi, bakım alanında üretilmiş bilgileri yalnızca bir araya getiren bir arşiv olarak değil; aynı zamanda bakımın nasıl konuşulduğunu, hangi çerçevelerle ele alındığını ve nelerin görünmez kaldığını izlemeye alan canlı bir bilgi zemini olarak tasarladık. Amacımız, bakım alanındaki parçalı bilgiyi ilişkisel bir biçimde okuyabilmek ve ekosistemi sistem perspektifiyle birlikte düşünebilecek ortak bir referans alanı oluşturmasını amaçlıyoruz.
Türkiye Bakım Kütüphanesi kapsamında:
Türkiye’de bakım üzerine üretilmiş akademik çalışmalar ve tezler,
Politika ve strateji belgeleri,
Bakım etiğine ilişkin temel kaynaklar,
Alanla ilgili etkinlikler ve podcastler,
Ve gündelik hayattan yaşanmış bakım deneyimleri
birlikte ele alıyoruz.
Bu bütüncül yaklaşım, bakımın yalnızca bir hizmet alanı ya da sosyal politika başlığı değil; aynı zamanda ilişkisel, etik ve yapısal bir mesele olduğunu görünür kılmayı hedefler. Çünkü bakım krizi yalnızca bakım hizmetlerinin yetersizliğiyle değil, bakımın nasıl tanımlandığı, kimler tarafından üstlenildiği ve hangi bilgi çerçeveleriyle konuşulduğuyla da yakından ilişkilidir.
Türkiye Bakım Kütüphanesi’ni statik bir arşiv olarak değil, sürekli gelişen ve birlikte anlamlandırılan bir ortak bilgi alanı olarak konumluyoruz. Araştırmacıları, sivil toplum aktörlerini, politika yapıcıları, bakım verenleri ve bu alana ilgi duyan herkesi bakım bilgisini birlikte çoğaltmaya ve derinleştirmeye davet ediyoruz.
Bakımı daha adil, görünür ve dönüştürücü biçimde konuşabilmek için, ortak bir bilgi zeminine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.