Son Güncelleme Tarihi: Kasım 2025 İletişim: info@ihtimam.org
1. Niyet Beyanı
İhtimam olarak kurumların, toplulukların ve sistemlerin dönüşümünde bakım etiğini merkeze alıyoruz. Yapay zekâ teknolojilerinin hız, erişilebilirlik, yaratıcılık ve verimlilik açısından sunduğu olanakları tanıyoruz. Bununla birlikte teknolojiyi kendi başına bir amaç olarak değil; insanları, ilişkileri ve bakım kapasitemizi destekleyen araçlardan biri olarak konumlandırıyoruz.
Bizim için yapay zekânın etik kullanımı yalnızca doğru sonuç üretmesi, kişisel verileri koruması veya ayrımcılık yapmamasıyla sınırlı değil. Yapay zekâ kullanırken aynı zamanda şu soruları soruyoruz:
Kimin ihtiyacına cevap veriyoruz? Kimin sesini duyuyor, kiminkini kaçırıyoruz? İnsanları içinde bulundukları ilişkilerden ve koşullardan koparıyor muyuz? Teknoloji kararlarımızdan etkilenen insanlarla aramıza mesafe koyuyor mu? Kimin kırılganlığını artırıyor, kimin kapasitesini güçlendiriyor? Kimin emeğini görünür, kimin emeğini görünmez hale getiriyor?
Bakım etiği bize insanları birbirinden bağımsız bireyler olarak değil; birbirleriyle, diğer canlılarla, topluluklarla ve sistemlerle karşılıklı bağımlılık içinde yaşayan varlıklar olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Bu nedenle yapay zekâyı insan muhakemesinin, sorumluluğunun ve ilişkilerinin yerine geçirmek yerine, bunlara daha fazla alan açacak biçimde kullanıyoruz.
2. Bakım Temelli Yapay Zekâ İlkelerimiz
A. Dikkat ve Özen — İhtiyacı Görmek
Her teknolojik imkânın kullanılması gereken bir çözüm olmadığını kabul ediyoruz.
Bir süreci yapay zekâ ile gerçekleştirmeden önce “Burada gerçekten neye ihtiyaç var ve yapay zekâ bu ihtiyaca cevap veren uygun araç mı?” diye soruyoruz.
Yapay zekâyı yalnızca yapılabildiği, daha hızlı olduğu veya daha fazla çıktı ürettiği için kullanmıyoruz. Bazen bir insanla konuşmanın, bir metni kendimizin okumasının, birlikte düşünmenin veya hiçbir teknolojik aracı kullanmamanın daha iyi bir seçenek olduğunu kabul ediyoruz.
Yapay zekâ sistemlerinin hata yapabildiğini, gerçek olmayan bilgiler üretebildiğini, mevcut toplumsal önyargıları yeniden üretebildiğini ve karmaşık insan deneyimlerini basitleştirebildiğini göz önünde bulunduruyoruz.
Pratikte bunun anlamı: Bir işe başlamadan önce yalnızca “Bunu yapay zekâ ile yapabilir miyiz?” değil, “Bunu yapay zekâ ile yapmalı mıyız?” diye de soruyoruz.
B. İlişkisellik ve Karşılıklı Bağımlılık — İnsanı Bağlamından Koparmamak
Bakım etiği açısından insanları yalnızca bireysel özelliklerden veya veri noktalarından oluşan varlıklar olarak görmüyoruz. Hepimizin ilişkiler, sorumluluklar, bağımlılıklar ve karşılıklı bağımlılıklar içinde yaşadığını kabul ediyoruz.
Yapay zekânın insanları sınıflandırırken, özetlerken veya insanlar hakkında çıkarım üretirken bu ilişkileri görünmez hale getirebildiğini biliyoruz.
Bu nedenle özellikle insanlar hakkında veya insanları etkileyen yapay zekâ çıktılarında kişileri yalnızca bir kategoriye, puana, profile veya “ortalama kullanıcıya” indirgemiyoruz.
Bir kişinin bakım sorumluluklarının, erişebildiği kaynakların, içinde bulunduğu ilişkilerin ve karşılaştığı eşitsizliklerin bir durumun anlamını değiştirebileceğini hesaba katıyoruz.
Pratikte bunun anlamı: Yapay zekânın bize gösterdiği örüntülerin yanında, örüntünün dışında kalanları da arıyoruz.
C. Yakınlık — Ahlaki Mesafeyi Artırmamak
Yapay zekânın karar verenlerle kararlardan etkilenen insanlar arasındaki mesafeyi artırabildiğini biliyoruz. İnsanlarla doğrudan karşılaşmanın yerini veri setleri, kategoriler, skorlar ve otomatik süreçler aldığında kararlarımızın gerçek insanlar üzerindeki etkisini görmek zorlaşabiliyor.
Bu nedenle yapay zekâyı insanları daha az görmek için değil, onların koşullarını ve ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilmek için kullanıyoruz.
Otomasyonun sorumluluğu görünmezleştirmesine veya “sistem böyle söyledi” yaklaşımına dönüşmesine izin vermiyoruz.
Özellikle insanların fırsatlara, kaynaklara, programlara veya topluluklara erişimini etkileyen süreçlerde yapay zekâ çıktısını tek başına karar verici olarak kullanmıyoruz.
Pratikte bunun anlamı: İnsanları etkileyen bir AI çıktısıyla karşılaştığımızda şu soruyu soruyoruz:
“Bu insan karşımızda oturuyor olsaydı, bilmek isteyeceğimiz hangi bağlamı yapay zekâ şu anda bizden saklıyor olabilir?”
D. Sorumluluk ve İnsan Failiyeti — Kararı Makineye Devretmemek
Yapay zekâyı ahlaki bir fail olarak görmüyoruz. Yapay zekâ tarafından üretilen bir çıktıyı kullanma kararının ve bu kararın yarattığı etkinin sorumluluğunu üstleniyoruz.
“Yapay zekâ böyle söyledi”, “algoritma böyle seçti” veya “sistem böyle üretti” ifadelerini sorumluluğu ortadan kaldıran açıklamalar olarak kabul etmiyoruz.
Stratejik, etik, duygusal veya insanlar üzerinde önemli sonuçlar doğuran kararları yapay zekâya devretmiyoruz.
Bir insanın yalnızca sürecin sonunda çıktıyı görmesini de tek başına yeterli bir insan denetimi olarak kabul etmiyoruz. İnsan denetiminin anlamlı olabilmesi için AI çıktısını sorgulayabilmek, değiştirebilmek ve gerektiğinde tamamen reddedebilmek gerektiğini düşünüyoruz.
Pratikte bunun anlamı: Önemli AI destekli çıktılarda nihai sorumluluğu taşıyan bir insan bulunuyor.
E. Bağlam ve Çoğulluk — Örüntünün Dışında Kalanı Görmek
Yapay zekâ büyük miktarda bilgi içindeki örüntüleri bulmakta güçlü. Ancak bakım etiği bize yaygın olanın her zaman önemli olanla aynı şey olmadığını hatırlatıyor.
Bir araştırmada yalnızca birkaç kişi tarafından dile getirilen bir deneyimi, nadir olduğu için önemsiz kabul etmiyoruz. Az rastlanan bir deneyim, mevcut sistemlerin göremediği bir ihtiyacı, eşitsizliği veya kırılganlığı görünür hale getirebilir.
Bu nedenle AI destekli araştırma, özetleme ve sentez süreçlerinde yalnızca baskın temaları değil; az temsil edilen, çelişen, istisnai veya kolaylıkla görünmez hale gelebilecek deneyimleri de arıyoruz.
İnsan deneyimlerini tek bir “ortalama” deneyime indirgemiyoruz.
Pratikte bunun anlamı: Yapay zekâ ile yaptığımız sentezlerde ayrıca “Bu genellemenin dışında kim veya ne kalıyor?” diye soruyoruz.
F. Kırılganlığı Gözetmek — Kırılganlığı Cezalandırmamak
Kırılganlığı insan yaşamının istisnai bir durumu değil, ortak koşullarından biri olarak görüyoruz.
Yapay zekâ sistemlerinin mevcut toplumsal eşitsizlikleri yeniden üretebildiğini; özellikle daha az temsil edilen, daha az kaynağa sahip veya ayrımcılığa maruz kalan kişilerin deneyimlerini yanlış okuyabildiğini biliyoruz.
Bir insanın kırılganlığının onun aleyhine çalışan bir değişkene dönüşmemesini gözetiyoruz. Bakım sorumluluğu, engellilik, ekonomik koşullar, dil, coğrafya veya benzeri bağlamsal faktörlerin yalnızca eksiklik veya “risk” olarak okunmasını kabul etmiyoruz.
Bir AI sisteminin kimler için iyi çalışmadığını, kimler için iyi çalıştığı kadar önemli görüyoruz.
G. Ses, Katılım ve İtiraz — Hakkında Konuşulanın Söz Hakkı
İnsanları yalnızca hakkında veri toplanan, analiz yapılan veya karar verilen kişiler olarak görmüyoruz. İnsanların kendi deneyimlerinin bilgisini taşıdığını kabul ediyoruz.
Bu nedenle AI destekli süreçlerden etkilenen insanların, mümkün olan durumlarda, kendi deneyimlerinin nasıl temsil edildiği üzerinde söz sahibi olmasını önemsiyoruz.
Bir yapay zekâ sistemi insanları yanlış sınıflandırdığında, deneyimlerini yanlış temsil ettiğinde veya önemli bir bağlamı gözden kaçırdığında bu çıktının sorgulanabilir, düzeltilebilir ve gerektiğinde reddedilebilir olmasını sağlıyoruz.
Özellikle araştırma, değerlendirme ve katılımcı süreçlerde insanların söylediklerinin AI tarafından yeniden yorumlanmasının, söylediklerinin kendisiyle aynı şey olmadığını kabul ediyoruz.
Bir insanın bize bir deneyimini anlatmış olmasını, o deneyimden yapay zekâ aracılığıyla sınırsız yeni çıkarımlar üretmek için verilmiş bir izin olarak görmüyoruz.
H. Yetkinlik — Eleştirel Yapay Zekâ Okuryazarlığı
Yapay zekâyı sorumlu biçimde kullanmanın yalnızca iyi prompt yazmayı bilmek olmadığını düşünüyoruz.
Ekibimizin yapay zekânın olanaklarını, sınırlarını, hata biçimlerini, veri güvenliği risklerini, toplumsal önyargılarını ve etik sonuçlarını anlayabilmesini yapay zekâ okuryazarlığının bir parçası olarak görüyoruz.
Yapay zekâ tarafından oluşturulan metin, analiz ve görselleri bitmiş ürün olarak değil, değerlendirilmesi gereken çıktılar olarak ele alıyoruz.
AI tarafından üretilen önemli bilgileri güvenilir kaynaklardan doğruluyor; İhtimam adına yayımlanan içeriklerin sorumluluğunu kendimiz üstleniyoruz.
I. Güven, Mahremiyet ve Şeffaflık
Paydaşlarımızın bizimle paylaştığı bilgileri yalnızca bir “veri kaynağı” değil, aramızdaki ilişkinin parçası olarak görüyoruz.
Kişisel, hassas veya gizli bilgileri uygun güvenlik önlemleri bulunmayan genel kullanıma açık yapay zekâ sistemlerine aktarmıyoruz.
Mahremiyeti yalnızca bir kişinin adını veriden çıkarmak olarak görmüyoruz. Anonimleştirilmiş bilgilerden insanlar hakkında hassas, beklenmedik veya paylaşmayı seçmedikleri yeni çıkarımlar üretmenin de etik sonuçları olduğunu kabul ediyoruz.
Yapay zekânın bir araştırmanın, raporun, stratejinin veya yaratıcı üretimin ortaya çıkmasında anlamlı bir rol oynadığı durumlarda bunu açıkça belirtiyoruz. Basit yazım veya dil kontrolü gibi küçük kullanımlarla içeriğin oluşumunu önemli ölçüde etkileyen AI kullanımını birbirinden ayırıyoruz.
Şeffaflığı yalnızca “AI kullandık” demek olarak değil, gerektiğinde AI’yı nerede ve ne amaçla kullandığımızı anlaşılır hale getirmek olarak görüyoruz.
J. Emeğe İhtimam — Görünmez Emeği Daha da Görünmezleştirmemek
Yapay zekâ sistemlerini yalnızca teknolojik ürünler olarak görmüyoruz. Geliştirilmelerinin ve kullanılmalarının ardında veri üretimi, veri etiketleme, içerik moderasyonu, yaratıcı üretim, bakım ve başka birçok görünür ve görünmez insan emeğinin bulunduğunu biliyoruz.
Kendi çalışmalarımızda da AI’nın üretim sürecini kolaylaştırmasının, çalışmayı mümkün kılan insan emeğini görünmez hale getirmemesini gözetiyoruz.
Bir raporun, araştırmanın, etkinliğin veya başka bir üretimin ortaya çıkmasını sağlayan katılımcıların, kolaylaştırıcıların, bakımverenlerin, araştırmacıların, çevirmenlerin, tasarımcıların ve görünmeyen diğer emeklerin hakkını teslim ediyoruz.
Yapay zekâ sayesinde kazanılan zamanı otomatik olarak daha fazla üretim beklentisine dönüştürmüyoruz. Teknolojinin açtığı kapasiteyi düşünmeye, öğrenmeye, dinlenmeye, ilişki kurmaya ve birbirimize bakım vermeye de ayırıyoruz.
3. Yapay Zekâyı Nasıl Kullanıyoruz?
Yapay zekâyı insan kapasitesini ve ilişkilerimizi destekleyen alanlarda kullanıyoruz.
Fikir geliştirme: Farklı perspektifleri araştırmak, sorular üretmek ve yaratıcı tıkanıklıkları aşmak için kullanıyoruz.
Araştırma, özetleme ve sentez: Büyük miktarda bilgi içinde örüntüleri görmek ve ilk sentezleri oluşturmak için kullanıyoruz. Bu çıktıları insan değerlendirmesinden geçiriyor; yalnızca baskın örüntüleri değil, çelişkileri, istisnaları ve daha az duyulan sesleri de arıyoruz.
Dil ve editasyon: Metinlerin açıklığını ve erişilebilirliğini artırmak, çeviri yapmak ve dil kontrollerini desteklemek için kullanıyoruz.
Görselleştirme: Kavramları görünür hale getirmek, fikirleri denemek, kavramsal tasarımlar ve görsel taslaklar oluşturmak için kullanıyoruz.
Tekrarlayan işler: İnsan zamanını ilişki, düşünme ve bakım gerektiren işlere ayırabilmek için uygun idari ve tekrarlayan süreçlerde kullanıyoruz.
AI’nın bir kişinin veya grubun yaşamı, ihtiyaçları, niyetleri, duyguları ya da kırılganlıkları hakkında ürettiği çıkarımları gerçekliğin kendisi olarak kabul etmiyoruz.
Yapay zekâyı kullanmadığımız veya kullanımını sınırlandırdığımız alanlar
Hassas kişisel veya kurumsal verileri uygun koruma bulunmayan sistemlerde işlemiyoruz.
Bir insanın duygusal durumunu, karakterini, niyetini veya güvenilirliğini yalnızca AI aracılığıyla değerlendirmiyoruz.
İnsanların fırsatlara, kaynaklara, programlara veya topluluklara erişimini belirleyen nihai kararları yapay zekâya bırakmıyoruz.
Kriz, çatışma, yas, hassas geri bildirim, birebir destek veya derin dinleme gerektiren ilişkisel süreçlerde yapay zekâyı insan ilişkisinin yerine koymuyoruz.
İnsanların bize belirli bir amaçla anlattığı kişisel deneyimleri, onların makul olarak öngöremeyeceği yeni AI analizleri veya profillemeler için kullanmıyoruz.
Telif haklarını veya yaratıcı emeği açık biçimde ihlal eden araç ve kullanım biçimlerini tercih etmiyoruz. Kullandığımız araçların veri kaynakları konusunda belirsizlik bulunduğunda bunu etik değerlendirmemizin bir parçası olarak ele alıyoruz.
4. Yapay Zekâ Kullanırken Kendimize Sorduğumuz Sorular
Her AI kullanımı aynı düzeyde etik değerlendirme gerektirmiyor. Bir kullanımın insanlar, ilişkiler veya kaynaklar üzerindeki etkisi arttıkça şu soruları daha dikkatli soruyoruz:
- İhtiyaç: Burada gerçekten yapay zekâya ihtiyacımız var mı?
- İlişki: Bu kullanım insanlar arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor mu, araya yeni bir mesafe mi koyuyor?
- Bağlam: Yapay zekânın göremediği hangi koşullar bu durumu anlamak için önemli olabilir?
- Ses: Çıktıda kimler görünür, kimler görünmez hale geliyor? Örüntünün dışında kim kalıyor?
- Kırılganlık: Bu kullanım zaten daha az güce sahip birinin kırılganlığını artırıyor mu?
- Güç: Yapay zekâyı kullananla onun çıktısından etkilenen kişi arasındaki güç ilişkisi nasıl? Etkilenen kişinin söz söyleme, bağlam ekleme veya itiraz etme imkânı var mı?
- Mahremiyet ve beklenti: İnsanlar verdikleri bilginin bu şekilde kullanılmasını makul olarak bekler miydi?
- Sorumluluk: Bir şey yanlış giderse bunu fark edecek, düzeltecek ve sorumluluğunu üstlenecek kişi kim?
- Emek: Bu kullanım kimin emeğini azaltıyor, artırıyor veya görünmez hale getiriyor?
- Alternatif: Aynı ihtiyacı daha basit, daha az kaynak tüketen veya daha ilişkisel bir yöntemle karşılayabilir miyiz?
Bu soruları bir “etik uygunluk testi” olarak değil, durmamızı, dikkatimizi yöneltmemizi ve yeniden bakmamızı sağlayan bir bakım pratiği olarak kullanıyoruz.
5. Gezegene ve Teknolojinin Maddi Koşullarına İhtimam
Yapay zekânın “bulutta” gerçekleşen soyut bir işlem olmadığını biliyoruz.
AI altyapısının veri merkezleri, enerji, su, donanım, madenler ve insan emeği gerektiren maddi sistemlere dayandığını göz önünde bulunduruyoruz.
Bu nedenle yapay zekâyı yalnızca mümkün olduğu için kullanmıyoruz. İhtiyacımızı karşılayabilecek daha basit bir yöntem olduğunda onu tercih ediyor; kullandığımız iş için yeterli olan modeli seçiyoruz.
Teknolojik verimliliği sınırsız kullanım için gerekçe olarak görmüyoruz.
Bizim için teknolojik bakım yalnızca kullanıcıya değil; teknolojinin mümkün olmasını sağlayan insanlara, emeğe, diğer canlılara ve gezegene karşı sorumluluğu da içeriyor.
6. Geri Bildirim, Onarım ve Öğrenme
Bakım etiğini kusursuz kurallar bütünü olarak değil; dikkat etmeyi, sorumluluk almayı, yetkinlikle karşılık vermeyi, dinlemeyi ve gerektiğinde davranışımızı değiştirmeyi gerektiren sürekli bir pratik olarak görüyoruz.
Bu nedenle bu politika statik bir belge değil.
Yapay zekâ teknolojileri, kullanım biçimlerimiz ve bakım etiğine ilişkin kavrayışımız değiştikçe politikamızı da gözden geçiriyor ve güncelliyoruz.
Bir AI kullanımımızın bir kişiyi veya topluluğu yanlış temsil ettiğini, görünmezleştirdiğini, dışladığını veya zarar verdiğini fark ettiğimizde yalnızca bunu açıklamakla yetinmiyoruz. Mümkün olan durumlarda düzeltiyor, öğreniyor ve onarıyoruz.
Henüz göremediğimiz eksiklerimizin olabileceğini kabul ediyoruz.
Bize “Bunu başka türlü yapsanız daha ihtimamlı olurdu” demenizden memnuniyet duyuyoruz.
Bildirimleri yalnızca eleştiri olarak değil, bakım pratiğimizi geliştiren bir katkı olarak görüyoruz. İş günlerinde en geç 48 saat içinde yanıt veriyoruz.
Düşünsel Zemin
Bu politika, İhtimam’ın bakım etiği yaklaşımının yanı sıra yapay zekâ etiğini ilişkiler, karşılıklı bağımlılık, bağlam, kırılganlık ve güç üzerinden ele alan çalışmalardan besleniyor.
Özellikle Carolina Villegas-Galaviz ve Kirsten Martin’in “ahlaki mesafe” (moral distance) yaklaşımı, yapay zekânın karar verenlerle bu kararlardan etkilenen insanlar arasındaki yakınlığı ve sorumluluk hissini azaltabileceğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ etiğini yalnızca teknik performans, genel ilkeler veya bireysel haklar üzerinden değil; insanların içinde bulunduğu ilişkiler, özgül koşullar, kırılganlıklar ve farklı seslerin duyulması üzerinden de değerlendirmeyi öneriyor.
İhtimam olarak bu yaklaşımı kendi bakım etiği pratiğimizle birlikte ele alıyoruz.
Bizim için bakım odaklı yapay zekâ kullanımı yalnızca zararı önlemek anlamına gelmiyor. Teknolojinin insanları birbirinden ve kararlarının sonuçlarından uzaklaştırıp uzaklaştırmadığına; insan failiyetini, çoğulluğu ve ilişkileri güçlendirip güçlendirmediğine; görünmez emeği nasıl etkilediğine ve bakım için daha fazla alan açıp açmadığına da bakıyoruz.
Yapay zekâyı insanlardan daha az haberdar olmak için değil, birbirimize daha fazla ihtimam gösterebilmek için kullanıyoruz.